<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kanseroloji &#187; kemoterapi</title>
	<atom:link href="http://www.kanseroloji.com/tag/kemoterapi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kanseroloji.com</link>
	<description>Kanser hakkında her şey</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Jan 2012 23:18:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hastam Mide Kanseri</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/hastam-mide-kanseri</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/hastam-mide-kanseri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 13:07:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mide Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/?p=2112</guid>
		<description><![CDATA[Arkadaşlar ! mide ca denen dert bana acı tecrübelere neden oldu.187 gün tıp fak. kapılarında servislerinde kemoterapi ünitelerinde kan ünitelerinde beklemek evrak işlemleri ve tedavi işlemleriyle uğraştım ve bunun nedemek olduğunu bu sitedeki herkez biliyordur. benim hastam 78 yaşında ve IV. evrede iken hastalığını öğrendik.yani geç kalınmıştı ve tedavi amacı palyatif ( ölümü ve ağrıyı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arkadaşlar !<br />
mide ca denen dert bana acı tecrübelere neden oldu.187 gün tıp fak. kapılarında servislerinde kemoterapi ünitelerinde kan ünitelerinde beklemek evrak işlemleri ve tedavi işlemleriyle uğraştım ve bunun nedemek olduğunu bu sitedeki herkez biliyordur. <span id="more-2112"></span><br />
benim hastam 78 yaşında ve IV. evrede iken hastalığını öğrendik.yani geç kalınmıştı ve tedavi amacı palyatif ( ölümü ve ağrıyı yavaşlatma ) şeklinde idi.endoskopi+biopsi sonucunu patalojiden aldığımda adenokarsium mide yazısını görünce hastam zaten resmen ölmüştü. ancak fiziksel olarak çekeceği dertler henüz bitmemişti.bunun farkındaydım. 5 kür kemoterapi seansı planlandı.sadece rahat ölmesi için.<br />
bunun ne acı verici bir his olduğunu çok iyi biliyorum.göz yaşlarımı bu evrakları elimde taşırken saklardım ve hastam eğilip gözüme yüzüme bakmaya çalışırdı neden ağlıyorum diye.kendisi bilmiyordu kanser olduğunu.<br />
ilk kürü alınca eve geldiğimizde diğer 21 gün sonra alacağımız küre kadar resmen felçli bir şekilde yattı.ben daha ilk kürde ölebileceğini düşündüm.kemoterapi çok kötü bir şey.ikinci kür hiç etki yapmadı hatta 2 kilo aldı hastam.40 günde iki kür görmüştük ve sanki iyileşme var gibiydi.performansımız iyiydi.hastalığa iyi tolore olmuştuk.<br />
benim bu hastalığa dair ikinci refakatçiliğimdi ve tecrübem olduğu için işlemler ve kanserle mücadelemiz iyi gidiyordu.doktorlar bile bunu farketmişti.3.kürde hastam mide kanaması geçirdi.37 gün normal hastanede kaldık.sonra kemorterapiye dav edemedik.tehlikeli gördü doktorlar ve ara verdik.hastam 3 kez daha mide kanaması geçirdi.ve artık hastaneden çıkamaz olduk.183.günde artık yeme ve içme kesildi ve hastaneden doktor bizi taburcu etti.çünkü yapılacak birşey kalamıştı.3 gün evde hastamın çektiği acıları gördüm ve şunu anladım.eğer bir insan mide ca ise ona tanrıdan başka kimse yardım edemez.<br />
187.gününde hastam vefat etti. 22 haziran 2008 pazar saat 12:40 da.evet 187 günlük savaşımızı kaybetmiştik.187 gün boyunca beraber yemek yedik beraber acı çektik beraber uyuduk uyandık ve beraber tıp fakültelerinde çile çektik ve üzerine toprağını ellerimle atarken nekadar acı çektiğimi nasıl bir ızdıraba boğulduğumu ve hala hergün odamın bi köşesindeki o evrakalrı fişleri röntgen film sonuçlarını resimlerimiziz videolarımızı izlerken içimdeki burukluğun nasıl bişey olduğunu taif edemem.<br />
sonuç olarak şunu anladım ki hayat koca bir yalanmış.eğer bir sorunuz veya ayrdımcı olabileceğim birşey varsa herkezin yadrdımına bu hastalıkla ilgili koşmaya hazırım.rommel-korps@hotmail.com herkeze acil şifalar</p>
<p>Ünal</p>
<p>Admin: Allah Rahmet Eylesin..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/hastam-mide-kanseri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi tedavisi nedir nasıl uygulanır?</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/kemoterapi-tedavisi-nedir-nasil-uygulanir</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/kemoterapi-tedavisi-nedir-nasil-uygulanir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 20:36:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>masklow</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[radyoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/?p=2033</guid>
		<description><![CDATA[Kanser hücrelerinin ilaçla tedavi edilmesine kemoterapi adı verilmektedir. Peki kemoterapi nasıl uygulanır ve hastayı nasıl tedavi eder? Kemoterapi tedavisinin nasıl ve ne şekilde uygulanacağı kanserin nerde bulunduğu, ne kadar ilerlediği ve seyrine göre değişiklik göstermektedir. Kemoterapide amaç anti-kanser ilaçlarıyla kanserli hücrelerin yok olmasını sağlamaktır.Cerrahi operasyonlarla birlikte uygulanabildiği gibi kemoterapi,yanında radyoterapi(ışın tedavisi) ile birlikte de uygulanabilmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]&gt;  Normal 0 21   false false false        MicrosoftInternetExplorer4  &lt;![endif]--><!--[if gte mso 9]&gt;   &lt;![endif]--></p>
<p class="MsoNormal"><a href="http://www.kanseroloji.com/wp-content/uploads/2009/10/kemoterapi1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2036" src="http://www.kanseroloji.com/wp-content/uploads/2009/10/kemoterapi1-300x273.jpg" alt="" width="300" height="273" /></a></p>
<p class="MsoNormal">Kanser hücrelerinin ilaçla tedavi edilmesine kemoterapi adı verilmektedir. Peki kemoterapi nasıl uygulanır ve hastayı nasıl tedavi eder? Kemoterapi tedavisinin nasıl ve ne şekilde uygulanacağı kanserin nerde bulunduğu, ne kadar ilerlediği ve seyrine göre değişiklik göstermektedir.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Kemoterapide amaç anti-kanser ilaçlarıyla kanserli hücrelerin yok olmasını sağlamaktır.Cerrahi operasyonlarla birlikte uygulanabildiği gibi kemoterapi,yanında radyoterapi(ışın tedavisi) ile birlikte de uygulanabilmektedir.<span id="more-2033"></span></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">İlaçla tedavi(kemoterapi) de verilecek ilaç damardan ve ağız yoluyla(oral) verilmektedir. Fakat bazı özel durumlarda direkt olarak hastanın omuriliğine de verilebildiği gibi çok nadir olarak adale bölgesinden de verilebilmektedir.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Hastaya kemoterapi tedavisi uygulanırken kanser hastalığının seyrine göre serumdan damar yoluyla damla damla ilaç verilmektedir. Bazı kanser hastaları ilaç verilirken serumun etkisiyle damar yolunda ağrı, acı ve yanma hissedebilmektedir. Bu durum normal olup,hastayı rahatsız eden bu belirtiler,verilen ilacın yan etkisi olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/kemoterapi-tedavisi-nedir-nasil-uygulanir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemik Kanseri</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/kemik-kanseri</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/kemik-kanseri#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 20:09:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>masklow</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kemik kanseri tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[radyoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/?p=2025</guid>
		<description><![CDATA[Kemik kanseri;kemikte meydana gelen kanser türüdür.Yaklaşık 100’e yakın kanser çeşidi bulunmaktadır.Kemik kanseri bu türlerden en zor tedavi edilenidir.Kemoterapi(kanserde ilaçla tedavi) radyoterapi(ışın tedavisi) ve ilik nakli yöntemleri ile zor da olsa tedavi edilebilen kemik kanseri,günümüzde daha çok bitkisel yöntemlerle,alternatif tıp ile tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Çeşitli bitkisel ilaçlarla hormon katılarak genetik yapısı bozulmuş meyve sebzenin tüketimi,kozmetik ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><a href="http://www.kanseroloji.com/wp-content/uploads/2009/10/kemik-kanseri2-1104.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2026" src="http://www.kanseroloji.com/wp-content/uploads/2009/10/kemik-kanseri2-1104-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" /></a></p>
<p class="MsoNormal"><span>Kemik kanseri;kemikte meydana gelen kanser türüdür.Yaklaşık 100’e yakın kanser çeşidi bulunmaktadır.Kemik kanseri bu türlerden en zor tedavi edilenidir.Kemoterapi(kanserde ilaçla tedavi) radyoterapi(ışın tedavisi) ve ilik nakli yöntemleri ile zor da olsa tedavi edilebilen kemik kanseri,günümüzde daha çok bitkisel yöntemlerle,alternatif tıp ile tedavi edilmeye çalışılmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span> </span></p>
<p class="MsoNormal">Çeşitli bitkisel ilaçlarla hormon katılarak genetik yapısı bozulmuş meyve sebzenin tüketimi,kozmetik ve kimyasal ürünler,fabrikanın çıkan yoğun dumanlar ve antijen(yabancı) maddelerin vücuda girmesi kemik kanseri nedenleri arasında yer almaktadır. Böylece vücutta kemik kanseri gelişebilmektedir.<span id="more-2025"></span></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Kemik kanseri ilk belirtilerini;kanserin meydana geldiği bölgede ağrı,şişlik ve irin(beyaz-sarı renkli yoğun kıvamlı sıvı) oluşumu şeklinde göstermektedir.İrin meydana geldiği zaman kemikte basıncı arttırarak amansız,şiddetli kemik ağrılarına neden olmaktadır.Bununla birlikte kemik kanserine yakalanmış bir hastada sürekli yüksek ateşte olmaktadır.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Kemik kanseri tedavisi cerrahi olmaktadır.Kanserli bölgenin ameliyat edilmesi gerekmektedir.Hasta ameliyat edilir ve ameliyattan sonra gerekli ilaçlar verilerek tedavi sürecine devam edilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/kemik-kanseri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Losemi(Kan kanseri)</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/losemikan-kanseri</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/losemikan-kanseri#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 21:35:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>masklow</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kan kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[losemi kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[losemi kanseri tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[radyoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/?p=2015</guid>
		<description><![CDATA[Lösemi(Kan kanseri) genelde çocukluk çağında görülen,beyaz kan(alyuvarlar) hücrelerinin aşırı ve anormal bir şekilde çoğalmasıdır.Losemi daha çok çocukluk çağında görülen önemli bir hastalıktır.Lösemi Kanserin en sık görüldüğü yaş 2-8 yaşları arasıdır.Çocukluk çağında görülen losemi türüne Akut Lenfoblastik adı verilmektedir. Losemi hastalığı alyuvarların çok fazla kontrolsüzce çoğalmasına neden olmaktadır.Böylece alyuvar denilen beyaz kan hücreleri,normal kan hücrelerin yerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><a href="http://www.kanseroloji.com/wp-content/uploads/2009/10/232180.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2016" src="http://www.kanseroloji.com/wp-content/uploads/2009/10/232180.jpg" alt="" width="220" height="238" /></a></p>
<p class="MsoNormal">Lösemi(Kan kanseri) genelde çocukluk çağında görülen,beyaz kan(alyuvarlar) hücrelerinin aşırı ve anormal bir şekilde çoğalmasıdır.Losemi daha çok çocukluk çağında görülen önemli bir hastalıktır.Lösemi<strong> </strong>Kanserin en sık görüldüğü yaş 2-8 yaşları arasıdır.Çocukluk çağında görülen losemi türüne Akut Lenfoblastik adı verilmektedir.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Losemi hastalığı alyuvarların çok fazla kontrolsüzce çoğalmasına neden olmaktadır.Böylece alyuvar denilen beyaz kan hücreleri,normal kan hücrelerin yerini almaktadır.Bu şekilde enfeksiyon ve kanama çok fazla artış göstererek anormal seviyeye ulaşmaktadır.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Losemi kanserinin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber günümüzde kanserin hangi nedenlere bağlı olarak ortaya çıktığının araştırmaları ilgili uzmanlarca son sürat devam etmektedir.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Losemi kişide belirtilerini;halsizlik,soluk görünüm,ateş,burun kanaması,diş eti kanaması,kemik eklem ağrılarıyla beraber bir türlü iyileşmeyen enfeksiyonlar,karında şişlik ve lenf<span> </span>bezlerinde meydana gelen büyüme şeklinde göstermektedir.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Günümüzde losemi kanseri tedavisinde hastalığın duruma göre kemoterapi(ilaç tedavisi) ve radyoterapi(ışın tedavisi) uygulanırken,bu iki tedavi yönteminden sonuç alınamadığı takdirde losemi hastasına kemik iliği nakli yapılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/losemikan-kanseri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gırtlak Kanseri</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/girtlak-kanseri</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/girtlak-kanseri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 21:11:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>masklow</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak kanseri belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[radyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[sigara alkol kullanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/?p=2011</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde kulak burun boğaz alanında en sık görülen kanser türlerinden biri olan gırtlak kanseri,genelde  gırtlak ile sınırlı kalmaktadır.Hastalığın vücuttaki ciddi tahriplerini önlemek için çevredeki organlara ve boyun bölgesine yayılmadan engellenmesi gerekmektedir. Kişide geçmeyen boğaz,kulak ağrısı,yutkunmada zorlanma,nefes almada güçlük,boyunda meydana gelen şişlik,yutkunurken acı duyma,boğazın şişmesi,geçmeyen bir öksürük gibi belirtiler varsa acil doktora başvurması gerekmektedir. Doktor tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kanseroloji.com/wp-content/uploads/2009/10/girtlak.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2012" src="http://www.kanseroloji.com/wp-content/uploads/2009/10/girtlak.jpg" alt="" width="279" height="191" /></a></p>
<p>Günümüzde kulak burun boğaz alanında en sık görülen kanser türlerinden biri olan gırtlak kanseri,genelde  gırtlak ile sınırlı kalmaktadır.Hastalığın vücuttaki ciddi tahriplerini önlemek için çevredeki organlara ve boyun bölgesine yayılmadan engellenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Kişide geçmeyen boğaz,kulak ağrısı,yutkunmada zorlanma,nefes almada güçlük,boyunda meydana gelen şişlik,yutkunurken acı duyma,boğazın şişmesi,geçmeyen bir öksürük gibi belirtiler varsa acil doktora başvurması gerekmektedir.<span id="more-2011"></span></p>
<p>Doktor tarafından muayene edildikten ve hastalığın teşhisi için gerekli tetkikler yapıldıktan sonra belirtilerin gırtlak kanserinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ortaya çıkartılmalıdır.</p>
<p>Araştırmalar gösteriyor ki;gırtlak kanserinin nedenlerinin en başında sigara ve alkol kullanımı gelmektedir.Genelde 55-65 yaşları arasında görülen bu hastalık sigara ve alkol kullananlarda çok sık görülmektedir.</p>
<p>Günümüzde gırtlak kanseri tedavisinde radyoterapi ve kemoterapi kullanılmaktadır.Uygulanmakta olan iki yöntemde de temel amaç kanser hücrelerini öldürmektir.Radyoterapi de kanserli hücreleri öldürmek için x-ray yüksek enerjili ışınlar kullanılırken,kemoterapi tedavisinde ise ilaçla tedavi olunmaktadır.Bu kanserin belirtileri görüldüğü takdirde acilen doktora başvurmak sağlık açısından yapılması en doğru davranış olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/girtlak-kanseri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme kanserinde yeni geli&#351;meler</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/meme-kanserinde-yeni-gelismeler</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/meme-kanserinde-yeni-gelismeler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 00:31:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beze]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Doku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/meme-kanserinde-yeni-gelismeler</guid>
		<description><![CDATA[Genel SAGLIK Prof.Dr. Cihan Uras, “Meme kanseri olan kadınları en çok düşündüren konu olan ameliyat sonrası şekil bozukluğu, radyoaktif madde ile tümörlerin işaretlenerek cerrahi olarak çıkarılması olan ROLL tekniği ile ortadan kalkıyor.&#8221; dedi. İSTANBUL (ANKA) – İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim üyesi ve İstanbul Meme Kanseri Konferansı Başkanı Prof.Dr. Cihan Uras, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="saglik_resim" src="http://img.mynet.com/ha3/m/meme_kanser.jpg" border="0" alt="" align="left" />Genel SAGLIK Prof.Dr. Cihan Uras, “Meme kanseri olan kadınları en çok düşündüren konu olan ameliyat sonrası şekil bozukluğu, radyoaktif madde ile tümörlerin işaretlenerek cerrahi olarak çıkarılması olan ROLL tekniği ile ortadan kalkıyor.&#8221; dedi.<span id="more-550"></span> İSTANBUL (ANKA) – İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim üyesi ve İstanbul Meme Kanseri Konferansı Başkanı Prof.Dr. Cihan Uras, “Meme kanseri olan kadınları en çok düşündüren konu olan ameliyat sonrası şekil bozukluğu, radyoaktif madde ile tümörlerin işaretlenerek cerrahi olarak çıkarılması olan ROLL tekniği ile ortadan kalkıyor. Aynı yöntem koltukaltı bezlerinde de uygulanarak gereksiz beze alımını da önlüyor” dedi.<br />
İstanbul&#8217;da gerçekleştirilen Meme Kanseri Konferansı ve Ulusal Meme Kanseri Konsensus toplantısı&#8217;nda ANKA&#8217;ya değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Uras şu bilgileri verdi:<br />
&#8220;Günümüzde meme kanserinin tedavisinde önemli gelişmeler kaydedilmektedir. Bu sayede meme kanseri daha kolay tedavi edilebilen bir hastalık haline gelmeye başlamıştır. Artık kalıplaşmış standart tedaviler yerine kişiye özel tedavi seçenekleri tercih edilmektedir. Örneğin kemoterapi veya hormonoterapi yapılması düşünülen bir kadında gen profilleri çıkarılmakta ve bunun sonucunda kadın yüksek riskli çıkmaz ise kemoterapi yerine hormonoterapi tercih edilmektedir. Yine büyük bir tümör nedeniyle memesinin alınması gereken bir kadında önce kemoterapi yapılarak tümör küçültülmekte ve sadece bu bölge çıkarılarak memenin alınma gerekliliği ortadan kaldırılmaktadır.”</p>
<p><strong>-“ROLL TEKNİĞİ GEREKSİZ DOKU ALIMINI ÖNLÜYOR&#8221;-<br />
</strong><br />
Yeni geliştirilen roll tekniği hakkında bilgi aktaran Prof.Dr. Cihan Uras şu bilgileri verdi:<br />
“Radyoaktif madde ile bu tümörlerin işaretlenerek cerrahi olarak çıkarılması(ROLL tekniği) yeni bir yöntemdir. Burada tümör içersine radyoaktif madde verilmekte ve ameliyatta (gama prob) dedektör aracılığı ile onkolojik prensipler için yeterli olacak bir meme dokusu ile birlikte tümör çıkarılmaktadır.<br />
Bu yöntem sayesinde ele gelmeyen tümörler doğru ve yeterli olarak çıkarılmaktadır. Gereksiz yere fazla meme dokusu çıkarılmadığı için memede görünüm bozukluğu oluşmamaktadır. Aynı zamanda bu işlemle birlikte koltuk altındaki ilk beze (sentinel lenf bezi) de bulunarak çıkarılmaktadır (SNOLL tekniği) İlk beze de kanserli hücre yok ise geri kalan bezeler gereksiz yere alınmamaktadır.<br />
Bu da kadınları koltuk altı bezelerinin tümü alındığı zaman ilerideki yaşamlarında karşılaşabilecekleri sorunlardan korumaktadır. Tüm bezeler alındığında yaşam boyunca karşılaşabilecekleri en önemli problem kol şişmesidir.</p>
<p><strong>-“MEMEYİ KORUMAK ÖNEMLİ”-</strong></p>
<p>Günümüzde meme cerrahisinde amacımız mümkün olduğunca kadınların memelerini onkolojik prensiplere bağlı kalmak kaydı ile korumaktır” diye konuşan Prof.Dr. Uras “Ancak meme içersinde tümörün çok odaklı olduğu durumlar gibi bazı şartlarda memenin tamamının alınması gerekmektedir. Bu şartlarda kadınlarımız eğer isterse deri koruyucu mastektomi dediğimiz işlem yapılarak aynı seansta meme dokusu yerine protez yerleştirilebilir.Bu sayede kadının vücut imajında değişiklik olmamaktadır. Bu işlem sırasında meme başıda meme dokusu ile birlikte çıkarılmaktadır. Ancak bu konferansta da tartışıldığı gibi cilt ile beraber meme başının da korunması tercih edilmeye başlanmıştır” dedi.</p>
<p><strong>-“HER KADIN YAŞAM BOYU RİSK ALTINDA”-</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cihan Uras, her kadının yaşam boyu risk altında olduğu gerçeğinin altını çizerek “Meme Kanserinde erken teşhis çok önemli. Her kadın ilk muayeneye 35 yaşında başlamalı, sorun yoksa 40 yaşından sonra devam etmelidir” dedi. Gençlerde de meme kanseri riski olduğunu ifade eden Uras, “Yapılan istatistiklerde ülkemizde genç nüfusta meme kanseri oranı artmış gözüküyor. Genç yaşta evlenip bu riski taşıyan kadınların en büyük korkusu çocuk sahibi olamama düşüncesi. Genç yaşta meme hastası olan kadınlar, kemoterapi tedavisi öncesinde embriyo dondurup saklatabilir,tedavi bittikten sonra çocuk sahibi olabilirler” diye konuştu.</p>
<p><strong>-MEME KANSERİ HARİTASI OLUŞTURULACAK-</strong></p>
<p>Öte yandan İ.Ü. Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Özmen&#8217;in koordinatörlüğü&#8217;nde İstanbul ve Marmara Üniversiteleri işbirliği ile Türkiye&#8217;nin meme kanseri haritasını oluşturmak üzere İstanbul Bahçeşehir&#8217;de Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Projesi başlatıldı. The Breast Health Global Initiative tarafından en başarılı projelerden biri olarak ödüllerilen proje aşamalı olarak tüm Türkiye&#8217;de uygulanacak. Sponsorluğunu Bahçeşehir Belediyesi ve Roche Müstahzarları&#8217;nın yaptığı, yaşları 50-69 arasında değişen kadınlar arasında gerçekleştirilecek proje, 2018 yılına kadar devam edecek ve projenin ilk sonuçları 2 yıl sonra açıklanacak.</p>
<p><strong>-EMZİRME VE MEME KANSERİ İLİŞKİSİ-</strong></p>
<p>İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Öğretim Üyesi Ulusal Meme Konferansı Konsensus Toplantısı Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen, meme kanserinin ağrısız bir hastalık olduğunu tümörün ağrı yapmadan büyüdüğünü hatırlatarak şunları söyledi:<br />
“Hasta ağrım yok, bende yoktur demeyip öngörülen gerekli periyodlarda muayene olmalıdır. Meme kanserinde ağrı ancak meme aktığı, yara olduğu zaman olur. Doğum yapmanın meme kanseri riskini kadın emzirdiği için azalttığı savunulur. Ülkemizde İstanbul, İzmir gibi batı illerimize süt verme oranı 15 ay iken doğu bölgelerimizde üç yıl. Türk kadınında şu anda meme kanseri oranı Avrupa&#8217;ya göre daha az, ancak yaşam koşulları batılılaşmaya devam ettikçe bu oran artacaktır”.<br />
Özmen ayrıca erkeklerde meme kanseri riskinin kadınlara oranla az olduğunu , 50 yaşından sonra kontrol ettirmelerinin iyi olacağını belirtti.</p>
<p><strong>“-TEK ÇARE KADINLARI BİLİNÇLENDİRMEK-</strong></p>
<p>Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Başkanı, Kocaeli Meme Hastalıkları Derneği Başkanı Mustafa Dülger ise konuşmasında özetle şu görüşlere yer verdi: &#8221;<br />
İstanbul, İzmir, Ankara gibi batı illerimizde görülme oranı yüzde 50-80 civarında iken doğu illerimizde yüzde 70 civarındadır. Bu oranları tersine çevirmenin tek çaresi kadın nüfusunu bu konuda daha fazla bilinçlendirmektir.Amacımız, memeyle ilgili bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak, dergi çıkararak bilimse yayınlar yapmak, Türkiye&#8217;de meme ile uğraşan tüm dernekleri ir çatı altında toplamak”.<br />
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nil Molinas Mandel ise meme kanseri bilinçlendirme ayı içinde olunduğunu belirterek “Ailesinde yakın derece bu hastalığı taşıyan kişiler varsa, örneğin bir anne 40 yaşında meme kanseri olmuşsa kızı 10 yıl önce yani 30 yaşında muayeneye gitmelidir” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/meme-kanserinde-yeni-gelismeler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi Esnasında Bakım</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/kemoterapi-esnasinda-bakim</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/kemoterapi-esnasinda-bakim#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Mar 2008 21:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dafhne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Kemoterapi Sırasında Bakım ve Beslenme Az ve sık yemek yiyin. Günde 5 ila 6 defa atıştırma şeklinde yiyeceğiniz yemekler sindiriminize yardımcı olacaktır. Meyve kokteylleri bir öğün için iyi bir seçenektir. Yemek yedikten sonra uzanmayın. Sindirim için kendinize ve vücudunuza 1 saat civarı izin verin. Yemekten sonra kısa yürüyüşler yapmayı deneyin, dinlenmeye ihtiyaç duyarsanız bacaklarınız gergin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kemoterapi Sırasında Bakım ve Beslenme</p>
<p>Az ve sık yemek yiyin. Günde 5 ila 6 defa atıştırma şeklinde yiyeceğiniz yemekler sindiriminize yardımcı olacaktır.</p>
<p><span id="more-88"></span></p>
<p>Meyve kokteylleri bir öğün için iyi bir seçenektir.<br />
Yemek yedikten sonra uzanmayın. Sindirim için kendinize ve vücudunuza 1 saat civarı izin verin. Yemekten sonra kısa yürüyüşler yapmayı deneyin, dinlenmeye ihtiyaç duyarsanız bacaklarınız gergin şekilde oturun ve başınızı yastıkla destekleyin.<br />
Yemekte sıvı almayın.Bu şekilde sindirim sıvılarınız tam güç çalışacak ve sindirimi hızlandırarak hazımsızlığı azaltacaktır.Yemek aralarında alabildiğiniz kadar sıvı alın.(en azından yemeklerden 1 saat önce ya da sonra). Sebze ve meyve suları ve et/tavuk sulu çorba da içmeye çalışın. Şekerden mümkün olduğunca uzak durun eğer şekerli bir gıda yemek isterseniz, tahıldan elde edilen ürünleri deneyin.<br />
Şişmanlatıcı tüm gıdalardan uzak durun. Diyetinize dikkat edin ve taze meyve, buharda pişmiş yada kaynatılmış sebzeler, hafif tahıl ürünleri ve proteinlerinizi yemeye devam edin.<br />
Eğer kusma ve şiddetli ishal yaşıyorsanız, sebze çorbalarını deneyin. Bu diyetin tuzla desteklemesi elektrolitlerinizi dengede tutacağı için kendinizi güçsüz hissettiğiniz zamanlarda sizi ve vücudunuzu dengesizliklerden koruyacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/kemoterapi-esnasinda-bakim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser Kemoterapi ilaçları</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/94</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/94#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 10:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dafhne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi ilaçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[Kemoterapi de kullanılan Bazı Kanser ilaçları ve yan etkileri Belirtmemiz gereken en önemli nokta her ilaç için bu yan etkilerin belli oranlarda görülebileceği veya bazı hastalarda hiçbir yan etkinin ortaya çıkmayabileceğidir. BCNU (Carmustine): Kullanımı damar içine 15 ila 45 dakika arasında değişmektedir. Daha kısa süreli infüzyonlarda; damarda şiddetli yanma ve kabarma görülmektedir. Yan etkileri arasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kemoterapi de kullanılan Bazı Kanser ilaçları ve yan etkileri<br />
Belirtmemiz gereken en önemli nokta her ilaç için bu yan etkilerin belli oranlarda görülebileceği veya bazı hastalarda hiçbir yan etkinin ortaya çıkmayabileceğidir.</p>
<p><span id="more-80"></span> BCNU (Carmustine): Kullanımı damar içine 15 ila 45 dakika arasında değişmektedir. Daha kısa süreli infüzyonlarda; damarda şiddetli yanma ve kabarma görülmektedir. Yan etkileri arasında kemik iliği baskılanması görülmekte ve bu yan etki genellikle geç ortaya çıkmaktadır. Diğer yan etkileri, uygulanan damar boyunca yanma ve ağrı, yüzde kızarma, bulantı ve kusmadır. Az rastlanan yan etkiler arasında ise, çoğunlukla geri dönüşümlü olan karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulma görülmektedir. Uzun dönem tedavi olarak uygulandığı takdirde akciğerlerde hasar (toksisite) oluşmasına sebep olabilmekte (nefes darlığı yaratmakta) ve bu durumda ölüm riski yaratabilmektedir.</p>
<p>Bleomycin: Kullanımı damar içi, kas içi, derialtı veya intrakavital (Akciğer zarı, karın zarı içine) olarak değişmektedir. Yan etkileri arasında şiddetli ateş ve deri reaksiyonlarının (deride siyaha çalan renk değişimi) yanı sıra deride yanma ve iltihaplanma, tırnak yuvasında şişme ve kalınlaşma görülmektedir. Saç kaybı, kaşıntı ve baş ağrısı da görülebilecek yan etkiler arasındadır. 400U’ dan daha yüksek toplam doza ulaşılması durumunda yüksek akciğer toksisitesi riski gözlenmektedir.</p>
<p>+ Busulfan : Oral olarak kullanılmaktadır.Yan etkileri; düşük doz uygulandığında düşük lökosit sayısı, yüksek dozda uygulandığında ise pansitopenidir. Akciğerde nefes darlığına yol açan fibroza sebep olabilmekte fakat bu nadiren ölümcül olmaktadır. Hormonal olarak, jinekomasti (meme dokusunda büyüme), testislerde hasar veya işlevsizlik, iktidarsızlık ve amenoreye (amonerrhea) neden olabilmektedir.Böbrek üstü bezi işlevlerinde bozulma ve deride siyahlaşma görülen yan etkileri arasındadır.</p>
<p>Carboplatin (Paraplatin): Damar içine kullanılmaktadır. Yan etkileri, kemik iliği baskılanması ve özellikle kanama riskini artıran trombositopenidir. Bunların yanı sıra, bulantı, kusma ve nefrotoksisite (böbrek hasarı), nörotoksisite (ayaklarda ellerde hissizlik ve karıncalanma) ve ototoksisite (duyma duyusunda azalma) de görülebilen yan etkiler arasında olsa da bunlar sisplatine göre nispeten daha azdır. Nadir görülen yan etkiler ise(%3′den daha az ) saç kaybı, deride kızarıklık, ağızda yara oluşumu ve soğuk algınlığı benzeri durumdur (ateş, üşüme, titreme, baş ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı ).</p>
<p>CCNU (Lomustin): Ağız yoluyla kullanılmaktadır. Aç karnına alınmalıdır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri; enfeksiyon riskini artıran kemik iliği baskılanması, kanama ve kansızlıktır. Diğer yan etkiler arasında ishal, iştah kaybı, uyuşukluk, koordinasyon bozukluğu yer almaktadır. Saç kaybı ve geçici karaciğer fonksiyon yetersizliği de ortaya çıkabilen yan etkiler arasındadır.Chlorambucil (Leukeran): Ağız yoluyla kullanılmaktadır. Kan hücrelerinden eritrosit, lökosit ve trombositlerin düşmesine sebep olan kemik iliği baskılanması doz kısıtlayıcı yan etkisidir. Yüksek dozda uygulandığında, merkezi sinir sistemi üzerinde nöbet ve koma gibi bazı etkileri görülmüştür. Çok sık olmasa da mide barsak sistemde ağrı ve kasılmalar ortaya çıkabilmektedir. Uzun dönem tedavi olarak kullanıldığında akciğerde hasar oluşumuna sebep olabilmektedir. Son olarak bu ajanın kullanılmasıyla sperm oluşumu baskılanabilmektedir.</p>
<p>Cholrodeoxyadenosine (Cladribine): Kullanımı sürekli damar içi infüzyonla 5 ila 7 gün arasında değişmektedir. Başlıca yan etkisi nötröfil ve lenfosit hücrelerinde görülen düşüştür. Bu düşüş bakteriyel enfeksiyonların oluşmasına meydan verirken, ilaçtan dolayı oluşan bağışıklık sisteminin baskılanması tehlikeli enfeksiyonların oluşmasına sebep olabilmektedir. Bu ilacı kullanan hastaların %50’sinde deride kızarıklık ve kurdeşen oluşumu görülmüştür.</p>
<p>Cis-platinum: Damar yoluyla veya vücut boşluklarına kullanılmaktadır.İlacı kullanacak hastanın sıvı dengesinin iyi olması gerekmektedir. Sıvı dengesinin yetersiz kalması durumunda, yan etkilerin daha şiddetli şekilde ortaya çıktığı kanıtlanmıştır.Böbrek fonksiyonları yetersiz olan, duyma güçlüğü çeken, daha önceden nöropatiye (periferal sinir sistemi hasarı) maruz kalmış veya cis-platin alerjisi olan hastalarda uygulanırken son derece tedbirli davranılmalıdır. Yan etkileri; bulantı-kusma, anafilaktik reaksiyonlar (hızlı nabız, hırıltı, düşmüş kan basıncı ve yüzde oluşan ödemler) , böbrek fonksiyonlarında bozulma, işitme zorluğu, ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve hissizlik yaratan sinir hasarı, kanama ve enfeksiyona sebep olan kemik iliği baskılanması, elektrolit (sodyum, potasyum, magnezyum) dengesizlikleri ve kalp rahatsızlıklarıdır.</p>
<p>Cytarabine (Ara-C): Kullanımı derialtı, kas içi veya damar içi olarak yapılabilmektedir. Doz kısıtlayıcı toksisitesi, genellikle geç ortaya çıkan kemik iliği baskılanmasıdır. Uygulanan yüksek toplam dozlar kalıcı merkezi sinir sistemi hasarına yol açabilmektedir. Beyincikte meydana gelebilecek hasar; konuşmada zorluk, yürümede zorlanma, görme mekanizmasında bozulma ve bazı nörolojik sorunlara yol açabilir. Beyincikte oluşan hasar genellikle 50 yaş üstü hastalarda ortaya çıkmaktadır. Diğer ortaya çıkabilecek yan etkiler, deride kızarıklık, bulantı ve kusma, ishal, iştah kaybı, ağızda oluşan yaralar, geçici karaciğer fonksiyon bozukluğu, ateş, vücut ağrısı, deride kızarıklık ve gelişebilecek soğuk algınlığı benzeri tablodur. Nadiren akciğerlerde sıvı tutulumu meydana gelebilmektedir.</p>
<p>Cyclophosphamide (Endoksan): Damar içi yada ağız yoluyla kullanılmaktadır. Yan etkileri; kemik iliği baskılanması, hemorajik sistit (kanlı idrarla birlikte mesanede şiddetli yanma hissi), saç kaybı, elektrolit dengesizlikleri (özelikle sodyum), bulantı ve kusmayla ortaya çıkan gastrointestinal hasar ve nadir karaciğer fonksiyon bozukluklarıdır. Akciğerlerde hasarlanması görülebilir. Cinsel olarak; adet atlaması, testislerde ve yumurtalıklarda fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Kısırlık yapabilir.</p>
<p>Docetaxel (Taxotere):Kullanımı damar yoluyla yapılır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri nötropeni (düşük kan akyuvar sayısı) ve nadiren düşük trombosit (kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücre sayısında azalma) sayısıdır. Allerjik reaksiyonlara, akciğerde ve bacaklarda şişliklere neden olabilmektedir. Ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve hissizlik yaratan sinir hasarı yapabilir.</p>
<p>Doxorubicin (Adriamycin): Uygulaması damar yoluyladır. Yan etkileri; kemik iliği baskılanması, stomatit (ağızda oluşan yara), bulantı, kusma ve nadiren ishaldir. Deride hiperpigmentasyon (deri renginde koyulaşma) ve tırnaklarda renk değişiklikleri yanı sıra, gözlerde yanma ve aşırı yaşlanma görülebilecek olası yan etkiler arasındadır. Fark edilebilir saç kaybına sebep olur. Radyoterapi almış hastalarda yenileyen yumuşak deri reaksiyonları görülmektedir.</p>
<p>Damar dışına sızması durumunda (Ekstravazasyon) sızıntı olan bölgede derin doku hasarına yol açabilir. Ekstravazasyon görülen hastaların %33′ünde ciltte derin yara oluşumu görülmüştür. Oluşan yaranın iyileşmediği durumlarda bazen cerrahi müdahale gerekebilmektedir.</p>
<p>Doksorubisin uygulamasının en önemli yan etkisi kalp hasarı gelişimidir. Uygulanan doza bağımlı gelişen kalp hasarının tıbbi tedavisi oldukça zordur. Bu komplikasyonun ortaya çıkmasında etkili olan risk faktörleri; maksimum doz olan 550mg/m2 doza ulaşılması, hastanın 70 yaş ve üzeri olması, kalp bölgesinden radyoterapi almış olması ve geçmişte kalp krizi yada yüksek kan basıncı gibi kalp hastalıklarına sahip olmasıdır.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
 google_ad_client = "pub-3294120764705013"; /* Kanseroloji 468x15, oluşturulma 09.03.2008 */ google_ad_slot = "5131055100"; google_ad_width = 468; google_ad_height = 15;
// --></script><br />
<script type="text/javascript"><!--
 xsrc="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" ><br
// --></script>Etoposide (VP-16, VePesid): Kullanımı damar yoluyla en az 30 dakika şeklindedir. İlaç çok hızlı verildiği takdirde şiddetli hipotansiyon (düşük kan basıncı) ortaya çıkabilmektedir. Etoposid aynı zamanda ağız yoluyla da verilebilmektedir. İlacın damar dışına kaçmasından kaçınılmalıdır. Başlıca yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Bulantı, kusma ve iştah kaybı ortaya çıkabilir. Diğer yan etkiler, saç kaybı, baş ağrısı, ateş ve düşük kan basıncıdır. Nadiren kalp krizi, kalp yetmezliği, sinir hasarı, yorgunluk, uyku, ve eller-ayaklarda karıncalanma ortaya çıkabilir. Ayrıca lösemi (kan kanseri) gelişim riskinde artış olabileceği görülmüştür.</p>
<p>5-Flourouracil (5-FU): Damar yoluyla ve bazı vücut boşluklarına uygulanabilmektedir. Yan etkileri, bulantı, kusma, ağızda yara (stomatit-mukozit) oluşumu, yemek borusunda yaralar ve mide ülserleridir. Düşük lökosit sayısı görülebileceği gibi, saç kaybı ve tırnaklarda renk değişimi ortaya çıkabilmektedir. Cilt güneşe duyarlı hale geldiği için güneşten sakınma önerilmektedir. Baş ağrısı, görme bozuklukları ve yürürken denge kaybı (serebellar ataksi) gibi yan etkiler nadir görülen yan etkisidir. Göğüs ağrısı, ani ölüm ve düzensiz kalp atışları şeklinde bildirilen kalp hasarı vakaları mevcuttur fakat mekanizması bilinmemektedir. Ayrıca, deride kızarıklık ve kabarma, el-ayaklarda yanma hissine neden olabilmektedir.</p>
<p>Fludarabine (Fludara): Uygulaması damar yoluyla kısa süreli (30 dakika civarında) veya ağız yoluyladır. Yan etkileri arasında kemik iliği baskılanması bulunmaktadır. Bu durum enfeksiyon kapma riskini artırmaktadır.Diğer yan etkiler; bulantı, kusma, ishal (hastaların %30′u), hafif ve geçici böbrek ve karaciğer yetmezliğidir. Uyku ve deride kızarıklık nadiren görülen yan etkilerdir. Akciğerde iltihaplanma(interstisyel pnömoni) az görülür fakat birkaç hafta içinde geri dönüşüm göstermektedir.</p>
<p>Gemcitabine (Gemzaar): Uygulaması damar yoluyla 30 dakika civarındadır. Yan etkileri, kanama riskini artıran kemik iliği baskılanmasıdır (azalmış trombosit sayısı). Diğer yan etkileri; deride kızarıklık, ateş , bulantı- kusma ve grip benzeri tablodur.</p>
<p>Herceptin (Trastuzumab): Uygulaması damar yoluyladır. Tek başına verildiğine görülen yan etkiler, ishal, üşüme, ateş, baş ağrısı, baş dönmesi, düşük kan basıncı ve deride kızarıklıklardır. Kemoterapiyle birlikte verildiğinde kalbe yönelik yan etkileri artmaktadır. Kombinasyon şeklinde diğer ilaçlarla kullanıldığında görülen diğer bir yan etki ise hafif ve orta derecede üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.</p>
<p>Ifosfamide (Haloksan): Uygulaması damar yoluyla kısa süreli şekilde ve 30 dakika civarında olmasına rağmen uzun süreli uygulamalara (120 saate kadar) çıkılabilmektedir. Mesna kullanımı ve sıvı desteği yüksek doz ifosfomid kullanımından kaynaklanan hematüriyi (kanlı idrar) önlemek amacıyla gereklidir.</p>
<p>Saç kaybı, bulantı kusma ve kemik iliği baskılanması bildirilen yan etkiler arasındadır. Ifosfamid yüksek dozda kullanıldığında nörolojik toksisite ortaya çıkabilmektedir. Nöbet geçirme, yürümede zorluk çekme ve güçsüzlük gibi komplikasyonlarla da karşılaşılmıştır.</p>
<p>Irinotecan (Campto): Uygulaması damar yoluyladır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri ishal ve düşük lökosit sayısıdır (enfeksiyon riskini artırır). Diğer yan etkileri, bulantı , kusma ve saç kaybıdır. Ateş ve nefes darlığıyla ortaya çıkan akciğer toksisitesi görülebilmektedir.</p>
<p>Melphelan (Alkeran): Uygulaması oral yoldandır. Emilim en iyi aç karnına gerçekleşmektedir. Başlıca yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Uzun dönem kullanıldığında miyelodisplazi ve lösemi (kan kanseri) riskini artırmaktadır. Diğer yan etkileri, saç kaybı, stomatit (ağızda yaralar), dermatit (ekzema) ve Akciğer fibrozisidir. Bunların yanında, düşük kan basıncıyla şiddetli allerjik reaksiyonlar, terleme ve kalp rahatsızlıkları bildirilmiştir.</p>
<p>Methotrexate : Ağız yoluyla, kas içine, damar içine veya intratekal (beyni çevreleyen zar bölgesinin içine) uygulanabilmektedir. Kemik iliği baskılanması (enfeksiyon riskini artırır),bulantı, kusma, iştah kaybı görülen yan etkileridir.Dişeti enfeksiyonu, faranjit, mukozal ülser oluşumu diğer yan etkileridir. Karaciğer yetmezliği, deride kızarıklık, kaşıntı, renk değişiklikleri, saç kaybı ve ışığa duyarlılık gibi yan etkiler bildirilmiştir. Yüksek doz kullanıldığında böbrek yetmezliğine neden olabilir. Baş dönmesi, bulanıklık, üşüme, ateş, akciğer fibrozu gibi yan etkilerle de karşılaşılmıştır.</p>
<p>Mitoxantrone (Novantrone): Uygulaması damar yolundandır. İlacın ekstravazasyona (damar dışına ilaç sızması) yol açmaması için çok dikkatli olunmalıdır. Doz kısıtlayıcı yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Diğer yan etkileri; bulantı, kusma ve stomatittir (ağızda yaralar). Nadir görülen yan etkileri arasında ise; kabızlık ve saç kaybı bulunmaktadır.</p>
<p>Kalbe yönelik yan etkileri oluşabilmektedir. Bunu önlemek için uygulanan maksimum dozun (toplamdozun) 160mg/m2′yi geçmemesi gerekmektedir.</p>
<p>Oxaliplatin (Eloxatin): Damar yoluyla kısa süreli veya uzatılmış 120 saate kadar sürekli infüzyon şeklinde uygulanabilmektedir. Sinir hasarı (ellerde ve ayaklarda bazen dudaklarda hissizlik ve karıncalanma) olabilir fakat genellikle ilaç kesildikten sonra düzelir. Kanda lökosit ve trombositlerde hafif düşüşlere sebep olabilir.</p>
<p>Paclitaxel (Taxol): Uygulaması damar yoluyladır. İlacın uygulaması sırasında allerjik şok ve diğer allerjik reaksiyonlara raslanabilmektedir. Bu reaksiyonlar; hırıltı, nefes darlığı, yüzde kızarma, şişme ve düşen kan basıncı (tansiyon) dır.</p>
<p>Taxol’ ün doz kısıtlayıcı yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Hissizlik, karıncalanma ve acıyla ortaya çıkan nöropati (sinir hasarı) görülebilen yan etkileridir. Nöropati ilacın kullanımı kesildiğinde geri dönebilmektedir. Fakat şikayetlerin kaybolması genellikle birkaç ay sürmektedir. Kalp atışında yavaşlamaya (bradikardiye) sebep olmaktadır fakat bu kısa sürelidir. Diğer yan etkileri, bulantı, kusma, ishal, ağız yarası, saç kaybı, eklem-kas ağrılarını kapsayan soğuk algınlığı sendromu, ateş, deride kızarıklık, baş ağrısı ve yorgunluktur.</p>
<p>Procarbazine (Natulan): Uygulaması ağız yoluyla yada damar yolundandır. Procarbazine’nin bazı gıdalar ve ilaçlarla etkileşimi vardır. Bu nedenle bu gıdalar ve ilaçlar tedavi süresince alınmamalıdır. Bu yan etkiye sebebiyet verebilecek bazı ilaçlar etanol (alkol), efedrin, epinefrindir. Bu ilaçlarla, bulantı ve kusma, görsel rahatsızlıklar ve baş ağrısının yanı sıra, göğüs ağrısı ve anormal nabız gibi kalp rahatsızlıklarına da sebep olabilmektedir. Bira, peynir, şarap, muz gibi gıdalarla yüksek kan basıncı, titreme, eksitasyon (psikomotor aktivitede şiddetli artış)göğüs ağrısı, anormal nabız düzeni gibi kalp rahatsızlıklarına neden olabilir. Kemik iliği baskılanması bu ilacın doz kısıtlayıcı yan etkisidir (kanama ve enfeksiyon riskini artırır). Diğer yan etkiler, bulantı, kusma, ateş, üşüme, terleme, eklem ve kaslarda ağrı yaratan soğuk algınlığı şikayetleridir. Saç kaybı, kaşıntı ve deride kızarıklık bildirilmiştir. Sinir sistemi toksisitesi (yan etkisi) baş dönmesi, yürümede bozukluk, ellerde ve ayaklarda hissizlik ve karıncalanmadır. Işığa karşı duyarlılık ve kadınlarda adet atlaması ve erkeklerde kısırlık yapabilir.</p>
<p>Maphthera (Rituximap): Damar yoluyla uygulanır. Yan etkileri ateş, titreme, bulantı, kusma, yorgunluk, kaşıntı, hırıltı, nefes darlığı, düşük kan basıncı ve boğazda veya dilde şişmedir. Hastalık bölgelerinde ağrı ve ateş görülebilmektedir.</p>
<p>İmmunolojik olarak, hastaların çoğunluğunda kan hücrelerinden B-lenfositlerinde azalma görülmüştür fakat bu enfeksiyon riskinde artışa sebep olmaz. Kemik iliği baskılanması ve anemi nadirdir. Düzensiz ve/veya hızlı nabız atışına sebep olan karditoksisite (kalp yan etkisi) bildirilmiştir. Nadiren eklem ağrıları, ishal, yüksek kan basıncı, göğüs ağrısı, iştah kaybı, iç sıkıntısı, yorgunluk, ve tat alma eksikliği yapabilir.</p>
<p>Topotecan (Hycamtin): Uygulaması damar yoluyladır. Başlıca yan etkisi enfeksiyon riskini artıran nötröpenidir. Düşük trombosit ve anemi de bildirilen yan etkilerindendir. Hastaların %30′unda bulantı ve kusma görülmüştür. Hastaların 1/3′ünde 40 dereceden yüksek ateş gözlemlenmiştir ve %10-12’sinde idrarda mikroskobik düzeyde kana rastlanmıştır.</p>
<p>Vinblastine : Uygulaması toplam dozun 1 dakika içinde damardan verilmesi şeklindedir. Bu ilaç şiddetli tahriş edici özeliğe sahip olduğu için deri atına yada kas içine verilmemelidir.</p>
<p>Başlıca yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Bu yan etki kandaki lökosit (akyuvar), eritrosit ve trombositlerin sayılarında düşmeye sebep olmaktadır. Bu düşüşler; enfeksiyon ve kanama riskini artırdığı gibi, egzersiz toleransının düşmesine ve nefes darlığına da neden olmaktadır. Nadiren bulantı, kusma, kabızlık ve karın ağrıları görülür. Sıkıntı, baş ağrısı, kırıklık, çenede oluşan ağrılar, idrar sorunları ve konvülsiyon (istemsiz kasılma) olarak ortaya çıkan nörotoksisite (sinirsel zarar) bildirilen yan etkilerindendir. Diğer yan etkileri, hafif saç kaybı, ağızda yara oluşumu ve deride güneşe karşı gelişen hassasiyettir.</p>
<p>Vincristine (Oncovin): Uygulaması damar yoluyladır. Vinkristin bazen şiddetli ağrı, nöbet, kabızlık ve mesanede fonksiyon bozukluğuna yol açan nörotoksisiteye (sinir sisteminde hasar) sebep olur. Ekstravazasyondan (damar dışına ilaç sızması) kaçınılmalıdır. in’in doz kısıtlayıcı yan etkisi nörotoksisitedir (sinirsel hasar).</p>
<p>Vinorelbine (Navelbine): Genellikle 20 ila 30 dakika civarında damardan uygulanmaktadır. Başlıca yen etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Bu yan etki düşük lökosit (kandaki akyuvar hücrelerindeki azalma) ve anemiyi kapsamaktadır. Nörotoksisite (sinir sisteminde oluşan istenmeyen yan etki) hastaların %30′unda, kabızlık ve el-ayaklarda oluşan hissizlik ve karıncalanma gibi şikayetler şeklindedir. Hastaların ¼’ünde saç kaybı görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/94/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemoterapide sona doğru</title>
		<link>http://www.kanseroloji.com/kemoterapide-sona-dogru</link>
		<comments>http://www.kanseroloji.com/kemoterapide-sona-dogru#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jan 2007 09:02:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dafhne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanseroloji.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Kanser uzmanları, yaptıkları çalışma sonucunda, tüm meme kanserlerinin yüzde 10’unu tedavi etmenin yollarını açabilecek bir gen bulduklarını duyuracaklar. Araştırma sonuçları, bu gen üzerinde yapılacak çalışmalar neticesinde, zaman içinde kemoterapi tedavisinin kullanılmasına gerek kalmayabileceğini belirtiyorlar. Bulunan yeni gen, kanser hücrelerinin beslenmesini sağlıyor ve araştırmalar sırasında bu genin işlevinin durdurulması tümör oluşumunu da engellemiş. Uzmanlar elde ettikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser uzmanları, yaptıkları çalışma sonucunda, tüm meme kanserlerinin yüzde 10’unu tedavi etmenin yollarını açabilecek bir gen bulduklarını duyuracaklar.<br />
<span id="more-21"></span>Araştırma sonuçları, bu gen üzerinde yapılacak çalışmalar neticesinde, zaman içinde kemoterapi tedavisinin kullanılmasına gerek kalmayabileceğini belirtiyorlar.<br />
Bulunan yeni gen, kanser hücrelerinin beslenmesini sağlıyor ve araştırmalar sırasında bu genin işlevinin durdurulması tümör oluşumunu da engellemiş.<br />
Uzmanlar elde ettikleri bulgıuların henüz kesin bir sonucu olmasa da uzun dönemde kanser tedavisinde yeni ufuklar açabileceğini belirtiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanseroloji.com/kemoterapide-sona-dogru/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

